25 Şubat 2016 Perşembe
HÜMANİST MANİFESTO (21. Yüzyıl)
Bugünden sonra dünyamızda, yurtta ve meydanda, mecliste ve pazarda ortaya koyduğumuz ve övünmekte olduğumuz uygarlıktan söz edilmeyecektir.
Uygarlığımız, yeraltında sakladığı nükleer silahların, hidrojen ve atom bombalarının gölgesinde, ağırlaştırılmış uranyum silolarında, konvansiyonel silah depolarında istiflediği, ölüme ve öldürmeye dayalı mekanik canavarlarıyla, yeryüzü cennetini yok etmeye, ortadan kaldırmaya, toz duman içinde bırakmaya, bizi doğu ve batı diye ayırmaya ve bu yok edici manivelayı, devingen mancınık ve levyeyi, bu cehennemi terminatörü, herkese verilebilirmiş gibi, öylesine uygarlığımızın motorize gücü, bilisiz devi ve büyük beyinli ejderhası, batının kollarına teslim etmiş ve insanlığı cehenneme yollama noktasında yemin etmiş ve orada vücut bulup çelik putreller gibi yayılarak, sarıp sarmalayan monopolleri, kartel ve tröstleri, irili ufaklı sayılmasız materyalleriyle, bunun birinci dereceden sorumlusu bir sapkın insanlık kuşağı olduğunu defalarca göstermiş ve halen göstermektedir.
Mazlumlar, ateşe ve görünmeyen hayaletlere dayalı, evreni yadsıyan ve güneşin battığı yerden dağılan, bu ölüm bezirganlarına ve dejavu uygarlığına dur deyiniz.
Tanrıyı, melekleri, kitapları ve onun peygamberlerinin yadsıyıcısı, Meryem anaları katleden, onun çocuklarını öksüz, yetim bırakan bu sapkın ve gemi azıya almış, insan soyuna yönelik bu kan içici topluluğa hep birlikte ve elele karşı geliniz.
Onun insan onurunu, düşüncesini, düşlerini, geçmiş ve geleceğini, soy ve cinsiyetini sömürmeye dayalı kültürüne, karşı koymak bile bir çeşit işbirliği sayılabilir mottosuyla harfler, heceler, anlaşılmaz ve us karıştırıcı aforizmalar, mottolar ve vecizeler üreten felsefesine, teknolojisine, doktrinlerine, anarko kapitalist söylemlerine, genlerine, insancıl şarkılarla dolu soykırımcı, katliamcı, holacaustlarla süslü depremlerine, örümcek ağı gibi saran medyasına, internet ağlarına, metalar, gıdalar, arabalar, namlularla dolu mallarına, esrarına, eroinine, uyuşturucu ve morfinine, özgürlük ve sahte cennetlerle süslü ütopyalarına, ahtapot kolları gibi saran mc donaldslarına, starbuckslarına, lüks tüketim mallarıyla gözlerine perde çekilmiş kuklalarına, acz ve umarsızlık içinde sürünen pop yıldızlarına, tinini, dinini, dilini, cinsiyetini ve kimliğini kaybetmiş, yarı silikon, hormon ve botoks bataklığına dönmüş yaratıklarına, cürufu, çamuru parfümle, kanı Banksy'yle, Cola'yı Warhol'la gözden kaçıran kurbanlarına, çığlıklar içinde, elektronik müzikle beyinleri darmadağın edilmiş, amigdaları harabeye çevrilmiş, bellek yuvalarının molekülleri çözülmüş, atomları erimiş, çürümüş milyonlara, süsün ve absürtlüğün yeraltı dünyasında, makyajın, boyanın ve tropik çılgınlığın semtlerinde, benliği boşaltılmış, ürkütücü, dehşet dolu rengarenk birer korkuluğa dönüşmüş robot, siborg ve punka dönüştürülmüş mahallelerinde, varoş ve mezralarında kendinden geçmiş, sürüleştirilmiş, format, formasyon, manipülasyonlarla, hayali operasyonlarla beyinlerine girilmiş, tutsak olup, prangalar vurulmuş, yüreği yerinden sökülerek demir baş Şarl'a çevrilmiş, bu mekatronik, bu cansız, bu yarı hayvansı kuşaklara, insan öbeklerine, gözleri boşluklara bakan 'yeni' Ademlere, neler oluyor sorusunu sormaktan aciz bırakılmış Havvalara, Habil ve Kabilliği kanıksamış dünyalara elbirliğiyle dur deyiniz.
Bugünden yarına, insan olmak noktasında sorular üretmez, silaha, her türlü patlayıcı ve kemirici, yok edici dünyalara, cehennemi şiddete, masum insan ırkına yönelik oluşumlara karşı gelmez, kıtalardan kıtalara milyonlarla sel olup, nasalara, hidrojen ve uranyum yuvalarına, ölüm şualarına, nükleer koku yayan her tür oluşuma el koymaz, sonsuza dek cehenneme göndermez ve dünyamızı ormanlarla, çağlayanlarla, tanrının elçisi karıncalar ve en sevgili kulu insanlarla yeniden inşa etmez ve güneşin gölgesinde, dağların yücesinde, denizlerin mavisi ve kırların bahçesinde, yeniden düşünmeye, her şeyi yeni baştan ele almaya ve yeryüzünü yeniden kurmaya yemin vermezseniz, kıyamet kapınızda ve tanrınızla birlikte hepinizin yok olacağı günler bir yürek gibi sol elinizin altındadır.
Evet, düş ve düşüncelerimizi kullanmak, ama nasıl?..
Gökteki uydular ve çiçekteki kokular aynı şeydir.
Gün bugündür, sokaklara, alanlara dolun, gökdelenleri delin, yeryüzünün tüm nükleer silolarına girin, küçük çocuklara, tatlı halalara aldanmadan onları imha edin ve derin bir soluk alarak, dünyayı yeniden kurun, dünyaya yeniden gelin.
Her şeye yeniden başlayın ve geç kalmadan ben insanım diye haykırın.
Tanrı sizinledir ve o sizin yanınızdaki kimsedir...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder