26 Şubat 2016 Cuma

KHARON

Kırmızı budun ahtapot, optogenetik formlara baktı ve sinsice buhur ağacının içinden geçti, cüce incir ağaçlarının arasına girip yerdelenlere doğru uzaklaştı. Bağlı bulunduğu organik cihaz terliyordu, sivil maskeli mastodontların arasında balerin gibi eskivler yaparak sola döndü ve aldatıcı ışıklar yayarak karanlığın canlanıp, göz aldığı kampüsün ortalarına kadar geldi ve az sonra, gecenin içinde yitip gitti. Minecraft bitki kardeşliğinin, otlarından biri o tarafa doğru yaklaşırken, denizin alevler içinde tutuştuğunu gördüler, deniz feneri işaretler çakıyor ama olağanüstü durumlardan sorumlu mavil melaike istifini bozmuyordu. DigiLit, PoetiX ve AlgoRthyms o tarafa doğru yöneldiler, ne ki aniden tanrılardan biri önlerine geçti ve üfürür üfürmez göklere doğru yükseldiler, az ilerde yüzlerce kilometrelik alanda yayılan ak buzağılar dehşetle onlara bakıyordu. Ürkütücü uzunlukta bir koç boynuzu hızla, gökten doğru süzülerek geldi ve tanrının göğsüne tüm hızıyla saplandı, tanrı inledi ve toprağı eşeler gibi arka ayakları kıvranmaya başladı, lunaparkın girişinde bilet alan yolcular vardı, holografik tren kapılarını kapattı ve bulutlara doğru hızla uzaklaştı, ışık dolu raylar çocukluğun ağlamaları gibi ses çıkarıyor, acayip tıslamalarla, baygın kendinden geçiyordu, neşeli bir grup bu tuhaf ritmin esrikliğine kapılarak bir ayin eşliğindeymiş gibi el ele tutuştu ve uzun süre oynayıp zıpladılar. Kondüktör pencereden baktı ve çekilin dercesine işaretler yaptı, tren yolcularını Eris planetine indirmiş, geri dönüyordu. ''Düşüncelerimle Denetleyebildiğim Ruhlar'' örgütü birden çevresini sardı onların, ilerde tanrı yerde hala kıvranarak, inliyordu, örgüt stratosferin kirlendiğinden, mavinin griye dönüştüğünden, yarı ölümün baş tacı olup, gerçekliğin yitip gittiğinden, yolcu eşitsizliğinden ve doğaya dönmenin zorunluluğundan söz ederek, önlem alınması yolunda isteklerini sıralıyor, kararlılıkla resmi görevlilerin üzerine yürüyordu, içlerinden biri herkesin gözü önünde kendisini yok etti, görevlilerden biri hafif yollu burnu kanadığı için bir kişiyi daha recm etti. Kondüktör, sarı bir dolunay eşliğinde, puşetler arasında sevişenlerin listesini gar müdürlüğüne götürüyordu, kesinlikle bir sonraki yolculuğa bilet alamayacaklar ve gezegenin ruhu ve sükunu adlı yüksek mahkemelerde yargılanacaklardı. Genelde para cezasıyla kurtuldukları için sırıtıyorlardı. Matild Aznavur pasajından genç bir kadın olay yerine doğru geldi ve birden çırılçıplak soyunarak tüm galaksiyi protesto ettiğini söyledi, herkes alkışladı, sarılıp öpenler arasında biri ileri gitti ve karga tulumba götürdüler. Jel, saydam kıkırdaklar, losyon ve hormonla yüklü bulutlardan oluşan gezegende akşam oluyordu. Bunuel, Hz. Süleyman'ın Masası filmi için gece suare düzenleneceğini duyurdu, megafon eşliğinde afişler yapıştırılıyor, bir kaç delikanlı ara sokaklara duyuru için dağılıyorlardı. Bunuel, bulutların arasına çıktı, hologramda bayağı gösterişli ve dehşetengiz biriydi, kalabalığa, filmini izlemeyenlerin, inancının sarsılacağını ve bu gidişle kıyamet senaryolarına dair gelişmelerin hızlanarak, sonlarının yaklaşmış olabileceğini ileri sürdü. Az sonra ara verdi konuşmasına, karper peynirlerinin tanıtımı gökyüzünü kaplıyor, kalabalığa ücretsiz hamburger dağıtılıyordu. Programın sonunda sponsorun Kentucky firması olduğu açıklanıyor ve Bunuel sponsora derin şükranlarını sunarak, nimbüs bulutlarındaki tenipleksine doğru çekiliyordu. Gezegen sakinleri bir süre bekledi, dönüşümlü sahnede biri belirdi, geçmiş çağların şarkı sözlerini andırır bir şey okunuyordu. 'Mavi uyluk arası kurtarılmış yangınlardan, hayız çiçeklerin açıyor sevgilim, deve gülleri ve goncalardır dökülen incilerin, inan ki çok özledim, bırakıp gittiğin kelebeği besliyorum, baykuşun her gün ağlıyor, yarasan ben kelebek değil miyim diye geçen gün hıçkırıklar içinde kaldı, nankörsün dedim, Melissa seni kaç kere öptü, ben kaç kere sevdim, bir aylandız koşuyor buğday tarlalarına doğru, uçurum doğruluyor, bilgitaylar önerisinden Greenwich yortusuna katıldık, çalılar tellerde yüzüyor mudur, caniler düş görüyor mudur resitalini de kaçırmadık. Owen, çitleri kar örterken diye haykırarak gülüyordu, gülüyorduk. Penelope kunduz postunu örüyor, Meandros, İthaka'nın içlerine doğru ilerliyor, bir poyraz Kolkhis'ten doğru esiyordu. Yıldızlar arasından bir gelin geldi, basübadelmevtte sular ötüyor mudur dedi, karanfil içiyordu. Süit çalıyor konkistador Hernandez, ağlama Evita'm annen sana incik boncuk alacak, komşun Mendelson sana aşkını açıklayacak diye haykırıyordu gramofonumuz. Dervişler düğününe gelip, semazenler oynayacak, Anka'nın kuyruğuyla evinize döneceksiniz, Zıpır Yokuşu'nda inip serinletici içmeyi unutmayın, köyünüze doluşan Karahanlılar, çardak üzerinde ikinizin resmini yapar, çökersiniz sonra uykuya, çeyrek tuval içinde Midas gelecek, Miken parası verecek size, Homer şiir söyleyecek, nice kokular ortalığa saçılacak, üçgen gibi bir yarıktan inleyen tanrınız, eşsiz ve tek olan diye haykıracak, Niagara gibi mutlu olacak, okyanuslar gibi çoğalacaksınız.'' Ne saçma, ne aşağılık bir şey bu, önlem alınmalı, son gün gelecekse, böylede gelmemeli, neyin işareti bu ve benzeri densizlikler yaşamdan uzaklaştırılmalı diyorum ben. Kötü gidişe son vermek için, bir kaç gökmen ve Tusi'yle, Maragâ gözlemevinden bir kurul geldi, kadim Hintli bilginler çevremizi sardı. Yunan düşünürler, gerçeği eğip büken şeyler, dört çekimi birleştiren sentezlerden söz ettiler, hidromobil ve mutantomiller kıyılara park ettiler, kuvars bahçelerinden, bin bir renkte parıldayan çiçek demetleri geldi, mutur ve afalinalar gösteriler yaptılar. Şölene hazırlanan alaylar bir bir, kortejler halinde alana girdiler, sarı kantaron kokusu ortalığa yayıldı, dur duraksız püskürtüyorlardı, pankreatik beta hücreleri ışık protonlarıyla kol kola havayı aydınlatıyor, gök kubbe, bir renk denizinin içinde salınıyordu, dağlar yürüdü geldi, deniz kurumla içeri girdi, tanrı bir iki protokol tartışmasıyla yerine geçti, lipit kuşağı her zamanki gibi geç kaldı, sudan başka sıvılarda yaşayan canlılar, kantonlar, varoşlar, Seylanlı gettolar sıraya girdiler, gıda birlikleri federasyonu tebaayı selamladı, propanitril, priperamin, biyo uzuvlar gelenleri çılgınca alkışladılar, barış tüm hızıyla sürüyordu. Işıklar yandı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder