24 Şubat 2016 Çarşamba

OTOKRAT

Vasatlık estetiğidir yaşamımız, siyasi mizojen bir devlet geleneğinden geliyoruz, büyük sanat, kendini ister sözcüklerle, ister renklerle, ister görüntülerle dile getirsin, yinelemelerden uzaktır, üretimi için kurallar veya modeller gösterilebilen hiç bir şey büyük sanat yapıtı değildir, tek düze ve yinelemelerin sanatı karanlık ve ölüdür, Musa'nın denizi ayırması, İsa'nın ölüyü diriltmesi, Ömer'in İran'daki orduya sesini duyurması, Tevratın on emri, Hıristiyanlığın çeşitli maksimleri, Müslümanlığın kozmik ilkeleri. Öyleyse... Homohome, uzay boşluğundaydık. Mauritia ve Rodinya'dan geçiyor; ‘Cogito ergo sum’dan ‘Digito ergo sum’a doğru gidiyorduk. Otofazi artıyor, Triangulum yanıyordu. Çen Guangbiao oksijeni piyasaya sürmüş, Amele Birlikleri Miklagard’a kanal açıldığını görmüştü. Kuarklar eşliğinde Satürn’deki ofisimize geldik. Neandertal klonluyor, lemmingler ve kar tavuğu üretiyor, binlerce rüzgârla, bağırsak florası ve biyo yakıtlar gezegeni süslüyordu. Tanca'da, manolya bahçelerini gördük, günbatımı Petra Vadisi'nden geçtik, mor külhani yeleleriyle Berberiler fener alayındaydı, eseme ve farmakoloji düşkünlüğü vardı. Tartus'da onu arıyor, Flotilla 13'ü soruyor, Osirak nükleer reaktörü, Al Kibar plutonyumunun üvey kardeşi mi, diye hipotezler üretiyorduk. Negrilisin’in hükmü sonsuza dek sönümlendi, anlağı kaotik Joyce, Hiçkimbaba, Cellatnemrut ve Numançiçeği diyor, fasit bir dairede Lübnan selvileri, kokularla bulvarlarda yürüyordu. Işığın menisi, kurşun deposu penisler, Nepal biçemli uterus, egomenler ve küskün Sumatra, kent denizlerinde bir Grek vazosu gibi duruyordu. Trigonometri ve tiktaklar dizisi yer değiştiriyor; Kato senatoda, tanrı ve insan türü kendi yarattığının yarattığıdır diyordu. Kapitole yağmur yağdı ve Lord Harry yerde yetişen yonca yeşil olur diyerek gerçeği vurguladı. Işıltılı çehre, Hint sümbülü ve havlayan kedi aramızdaydı. O an, Büyük Brother, Düşler Atlısı ve stronsium bir ortaklık kurguladı. ‘‘Papa Peter her gece yatağına işer Ayrımız gayrımız yok, böyle de olsa beşer’’ Fosfor yanığı merdivenlerin yarısına kadar geldi, eğildi ve medüzünden sıyrıldı, birden o tuhaf şey göründü, yarı karanlıkta, ölü deri parçasını yoklar gibi arandı ve kör hançeri güç bela derinliğe saplandı, sönmüş bir galaksi gibi hiçbir yaşam belirtisi yoktu, ikili sarmalda yaşlı siborgun çığlıkları yankılanıyordu. Erdemliler ve meşaleciler gruplara ayrılıyor, çenesiz Çinliler ve tavus benliler çoğalıyor, Cem'de dünyayı Mars'a benzetiyorum, yaşam belirtisi var ama yaşam yok diyordu. Göl kedilerinin soyu tükendi. Ranvier boğumları hız sınırını geçti. Galanthus -karga soğanı- güneşte de açıyor, kuvarsit ve arduvaz kayaçları, güz ertesinde sabır çiçekleri gibi patlıyordu. Kambriyen dönem ve mastodontlar enzimi kendini yeniliyor, uzaklarda kabaran Tetis denizinde nautilus yüzüyor; San Andreas fayı açılırken, hydromeller ve puhuların gözleri saf karanlığı görüyordu... Her izm biraz faşizm barındırır dedi Tarık, mineral yiyen ve elektrik içenlerin ülkesine geldik, Melkisedek ayini parıldıyor, Anka kuşu yumurtluyor, etekli bir İskoçyalı geçerken, kuzeydeki kulübelerinden el sallıyordu İskandinav köylüleri!.. Karanlıkta kuğular gibi esiyordu horoz rüzgârı. Güney Haçı yanıp sönüyor, Karaağaç'tan herkes kaçıyor, tek bir insan oraya doğru koşuyor, Kız Kulesi’ndeki betikler bir şiire dönüşüyor ve sonsuzlukta 'Sayrılar Evi’nin kapısı özlemle açılıyordu. Üç ayaklı keçi, uzun boylu masmavi tazılarla altın kapıdan süzülerek geçti ve O; hışımla kükreyerek ‘Pendafrodit’ olanınız kim dedi!.. Öne çıktım. ‘Tanrımız sizi görmek istiyor!’ Başımı öne eğdim ve ‘Şiir, insanın sonsuz yolculuğunda gizençli, eşsiz bir kanat sesidir’ dedim. Öyleyse... 'Sinüs bahçelerinde geçirdiğimiz günler / Elektromanyetik ray topları / Ve orada / Güz sonunun rengârenk yağmurları. / Savoke Company cadıları / Origami robotlar... / Ve sonsuz Heartbleed çağları / Kendibeslek Başak yıldızı / Lorentz gücü / Ve Gökkuşağı Savaşçıları / Konvansiyonel akımlar yurdu / Klunder ve Velocitas eradico. / Ve Mesih'in çocuklarına / Hızlıyım kaç uyarıları. / Onu aradım, neredesin baba dedim, / uçsuz bucaksız boşluklar ve uçurumlara yağan yağmurlardan / başka bir şey göremedim yalvarışları... / Işık savaşları / Jack'ın manyetik rezonansı. / Gün boyunca ekranda göründüğümüz gün! / Kulakları sağır eden gümbürtü / Frekanslar ve boyutlar / Lenf hacimleri. / Ve oralarda / Usların dışında / Yükselen faz diyagramları. / Ve bizden sonrakilerin eyer ve derisi!.. / Ve uzaklarda ışıldayıp duran / Sonsuzluk ve gölgesi. / Tanrının tahtı ve ötesi! / Genetik kombinasyonlar / Risperidone fetişi / Ve cuvier gagalı balinalar. / Geo dataları / Denis Villeneuve / Urban çağları / Delirium trans / Ve maniheizmin / Yosunlu atlas halatları. / Ve yukarda / En yukarda / Bütün görkemiyle dikilen / Friedrich Barbarossa! / Ve aşağılarda Göksu deresi. / Ve tözler anlamakta zorlandığımız şeyler / Formatif tümceler söylenceler lejendler / Ve Kolombiya ve Tuncalar / Ve bourgeois downland / Ve kıyı boyunca sarin depoları / Uzay formasyonları / Ve coşkuyla koşarak yürüyenler / Ve öylesine uçuşan sinek / Ve kendi halinde yüzen destroyer / Ve uzay dolmuşları yelkenliler / Kahkahalar, çılgınca dönen balerin / Havada! / Ve ayaklar altında ve yamaçlarda / Sessizce dolaşan karınca!..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder