25 Şubat 2016 Perşembe

TAMLAMALAR

Yüzünü güneşe verdiğinde Neptün pınarıydık biz. / Karlardaki çalılar su tereleriyle ıslanıyordu. / Tepeler delirmişti giderek yaklaşıyordu güz yeli. / Yığınlarla kum varsağıların üzerinde tepiniyordu. / Eleştiri usun sınırlarını zorlayan bir eğridir demiştik. / Cummings'in şiirini sondan başa yazarak birinci olmuştun. / Gündüz sefası nasıl bir gece meleği olabilirdi ki. / Geçmiş ve gelecekte sözün olamayacağına ant veriyorduk işte. / Gerçek yanılsamaysa bir olum doğruysa yadsıdığımız şeydi belki de. / İlenç dolu ağaçlar ve dünyanın gelini Rey şarkılar söylüyor. / Borodino'da umudun kavgasını veriyorduk ötekilerle. / Enuş, Kiban ve Lemk nedir hiç bir zaman bilemeyecektik. / Bir gemi bir şiirden sonsuza dek yeğdir demiştin 'Endless' geçerken. / Kendine tapan insanlar paratorluğu muydu facebook. / Ben sizin tanrınızdan beriyim diyordun tam da Meryem gibi. / John Quixote bir unutuş bir beyin öyküsüdür demiştik adisyona bakarken. / (Gezegen, çiyi saran çevrede bir çöküntü oluşturur, kalderanın yaratıkları tinin açmazlarını sarsar, kristal uzay zaman ansıması boyunca kayar ve sure kendini yerde gezinirken bulur, akıntı dirençle çisentiye kapanırken elem bahçelerinde, gök kükreyerek kendini savunur ve ürkünç gece uzaklarda ışıklara boğulur... Ölümün sesini duyar ansızın, yumuşak altını ve arpa aşını yer ve sonsuzluk varsa eğer der, tanrının ötesinde ne var...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder