24 Şubat 2016 Çarşamba
ÖLÜ DOĞANLAR
Hepimiz yaşıyorduk. Birimiz bir şeyler konuşacak, bir şeyler anlatacaktı. Çok kısa, düşler kadar. İçimden diyordum ki, bari bir şey olmasa, dünya tekin bir yer değildi ve içgüdülerim korkutuyordu. Nedeni şuydu belki, Sezar kapitole geldiğinde son derece neşeliydi, patriciler için iyi şeyler söyleyecek, vaatlerini sıralayıp, umutlarını tazeleyecekti. Birden ortalık karıştı. Kendisini hançerleyenler arasında kuzeni vardı ve tanrısına ancak 'aşkolsun' diyebildi. İns...anların duyduğu ise başka bir şeydir. Sende mi Brutus?..
'Son Yemek' ne kadar neşeliydi, on üç inanmışın içlerinden biri kalktı ve dışarı çıktı, belki de yıldızlara şarkı söylemeye, öyle mi, az sonra Pilatus'un askerleri babasız büyüyeni tutukladılar. Baba, baba diyebildi, boynu çarmıhtan sarktığında, bir babasının olamayacağını bildi.
Hypatia, bilinmedik formüller üzerinde çalışıyordu, İskenderiye kütüphanesi loş ışıkta serin bir hava yayıyordu, yıldızların geometrisine alışkın Hypatia, güneşin sıcaklığını duyumsamak istedi, dışarı çıktığında onu hıncahınç bir kalabalık bekliyordu, gizemciliğin bilinmeyenlerine, tanrısallığın çilelerine kapılmanın cezası, eti kemiklerinden sıyrılana dek sürdü. Öldürenler cehenneme gitmişti ama Hypatia tanrıyı hiç bir zaman affetmedi, bir formül var ki diyordu, orada olmalıydı.
Osman o kadar gençti ki, yanaklarını pembe bulutlar kaplıyordu her güneş doğumunda, herkes aşıktı ona, bir yenilikçiydi, ama o aşkın yazgısını değiştirmek istiyordu, aşk ölümle anılsın istemiyordu, insanlar aşka aşık olmalıydı. Onu değişimin azizi ilan edenler, boynuna dolanan ipte inleyen sesini, o güne dek hiç duymadıklarını söylediler.
Köylüleri kurtarmak istiyordu de la Serna, Bolivya'nın dağlık yörelerinde bir yoksul onu gördüğünde, bir kaç saat sonra ensesinde bir yıldız belirdi, kara ve ışıksızdı, o güne dek görmedikleri cinsten...
***
Karanlık dar sokaklarda, ışıksız koridorlarda, yapayalnız yürüyen insanlık hep ölümle kucak kucağadır.
Karşıtların çelişkisidir belki de bu, ölümcül ve cansiperane.
İyinin ve kötünün savaşı, sürekli yer değiştiren ve sürekli Satürn gibi, kendi yavrularını yiyen.
Hiç bir şey bilinemez.
O oraya gelirken bunları düşünmüş.
Şimdi anlıyorum ki ölen, oraya gelmezden önce ölüymüş.
Bir ölü öldürülmüş.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder