25 Şubat 2016 Perşembe
DIŞKI
Dışkıyım ben...
Posa.
Yaşam, dünya, evren, tanrı, melek, kitap, çocuk, ölüm, savaş, barış, köpek, çitler, begonvil, fil, penguen, sümbül, dağkeçisi, şemsiye, fistan, cam ve füzeler gibi, bende bir nesne, bir varlık ve bir hiçlik ve her şeyim.
Bana değer verebilmeli, önem atfedebilmelisiniz, boşaltım istasyonlarımın adı Winston Churchill'dir.
W.C.
Ben yaşamın olmazsa olmazıyım.
Marathon'da, Dandanakan'da, Waterleoo'da, Pearl Harbour'da olan biteni anlatsam beni kutsardınız.
Bir gün yoldan geçen bir dervişe dedim ki, sakın şaka sanmayın, dünyada en zor şey nedir?
Yanıtını hiç bir zaman unutamam...
Sıçamamak!..
Kabalığımı hoş görün ama lütfen beni küçümsemeyin.
Size yaşamın en kritik cesameti, gizi nedir diye sordular yüzyıllarca?..
Nedir benliğimizin ve yaşamımızın cevheri?
Su, hava, ateş, toprak...
Usumuz, yüreğimiz, kanımız, ellerimiz, yok hayır, tanrı parmağımız!..
Öyle demeyin tanrı parmağımız olmasaymış, hiç bir şeyi kavrayamaz, toprağa bağlı bir canlı, her hangi bir varlık veya bir sürüngen, öylesi bir hayvan gibi kalakalırmışız!..
Kanalizasyonlar, lağımlar, gaita yolları, gübre istasyonları, dönüşüm siloları...
Dünya onlarla döner.
Yaşamın olduğu her yerde o vardır.
Lağım kefali, bok böceği, sıçırgan otu, Milanlı Kaka, kakaolu kek, sıçangiller, sıçrayan top (football), boks, bok kokar (çiçek), sözcük oyunlarıyla dolu dünyamızda, düş gücümüze oyunlar katan varlıklar!..
Sırada satirik bir olay var!..
Temel ve Cemal ıssız dağda dolaşırken tepenin ucunda garip bir nesne görmüşler, Temel, bence bu bir uzaylı diye titremiş. Cemal tuhaflığına şaşmış arkadaşının, alayla belki de insandır o demiş, olmazsa bir hayvan... Yaklaşmışlar tepeye, hacet gideren bir adam!..
Cemal küçümseyerek demedim mi demiş gördün işte!..
Temel hayır demiş, sıçan bir uzaylıyı ilk defa görüyorum!..
Prometheus ateşi tanrılardan çaldığı için cezalandırıldı ve yalçın bir dağda zincire vurulduğunda, göklerin kartalı her gün ciğerini yiyerek, ona işkenceler ediyor ve pisliği o kadar birikiyor ve o kadar kötü kokuyordu ki Herkül onu kurtarmak için yanına yaklaşamıyordu. Yüzyıllarca yağan bir yağmur Prometheus'un pisliğini uçurumlara akıttıktan sonradır ki, Herkül ona yaklaştı ve kurtarabildi.
Dışkı eza ve sefamızdır.
Dönüp bakmadan edemediğimiz, genlerimizdeki kendimiz...
Ona saygı duyabilmeliyiz. Sevebilmeliyiz...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder