2 Mart 2016 Çarşamba

SANAT; TANRININ ELİDİR...

(Çehov, bir tiyatro oyununda duvarda silah asılıysa kesinlikle patlamalıdır demişti. Yanlışlık ve doğru sonsuzluk içermez ama bu görüş çağımızda bile göreceli ve ağırlıkla yanlış; izleyici bilinçaltında silahın ne zaman kullanılacağını herhalde düşünecektir. Gerçekçi, ya da toplumsal gerçekçi bir oyunda silah patlayabilir. Patlamasa daha iyi olur ama bazı düşünceler insânıl duvarı geçmek için zamana gereksinim duyar... Şöyle düşünelim, tiyatronun görevi, daha doğrusu sanatın görevi beklentilerin gerçekleşmesi midir! Uzak Batı ya da Hollywood filmleri genelde beklentiye yanıt verir. Sürpriz de olsa, doyumu temel alırlar. İzleyici filmden mutlu ve beklentisinin karşılığını almış olarak çıkar. Oysa sanat gerçekte bu değildir, sanat insanın, beklemediği, istemediği, ummadığı ne varsa onu sergilemek, kontra olanı aramak, denge ve durağandan uzak tutmak ve anti üreyişle, amacı düşünceyi tersinir kılmaktır. Tarkovski'nin büyüklüğü, beklentiyle hiç bir ilgisi olmamasından ileri gelir, o salt düşüncelerini, tasımlarını anlatır izleyiciye, sıkıcıdır, izlemesi zordur ama unutulmaz olan ne yazık ki odur, çünkü sanat budur. Çehov, izleyicinin düşüncelerine, beklentilerine ve karşılıklı işbirliğine göre kuruyor yapıtını, anlatımı insan, toplum ve yaşamla ilgili, onun dünyasında silahın patlaması gerekebilir. Sonuçta söylemesi zor ama sanatsal magazin, kısır döngüdür peşine düştüğü yazınsal oyun. Bunu anlamak zordur denilemez, Çehov kendi matematiğinde, düşünsel evreninde haklıdır. Ama şunu söylemek zorundayız, sanat hiç bir zaman alışılmışın yinelenmesi ve beklentilerin gerçekleşmesi ya da bir doyum aracı değildir. Sanat, tüm bu söylenenlerin tersidir, eğer şu söylenenler bir klişeye dönüşseydi, sanat özünde beklentilerin ortaya çıktığı arenanın adı olurdu!.. Oysa sanat beklenen bir Godot değil, o beklenemez ve gelemeyecek bir Godot'dur. Her ufkun ardında başka bir ufuk vardır diyebiliriz, görüşlerimize de çokça bel bağlamadan!.. Sanat neden sonsuzdur, hep yeniliğe açık olduğu için. Bugün patlayan silah yarın anlamsız bir sıradanlığa dönüşür, yarın onun saatler boyu duvarda asılı kalması, gereksiz bir aksesuara dönüşmesine yol açar!.. Sonuçta gerçel olan silah değil, düşüncede devinime, olmayana ergiye ve aşkınlık ötesine yönelen ve bizi algı sınırlarımızın dışına sürükleyen olgular bütünüdür sanat. Temelde bu duyguyu açınlar. Ve her şeye karşın gerçek şudur; beklentilere yanıt veren hiç bir şey sanat değildir ve olamaz!.. İnsanın çok şey öğrendim demesinden, hiç bir şey anlamadım demesi yeğdir sanatta, onun için parlayan yıldızları herkes sevebilir ama, çok uzakta, öyle sönük yıldızlar vardır ki, her zaman size eşlik etmezler, en olmadık zamanda, belki de her şeyden vazgeçtiğiniz anda ortaya çıkar onlar. Sanat işte uzakta olan 'erişilmezlikle, yaklaştıkça uzaklaşan', sürgit evrilen ve anlağımızın sınırlarını parçalayan şey olmalıdır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder